9 Kasım 2015 Pazartesi
Reçete: "Risale-i Nur"
Üniversite yıllarında ateist bir gencin o esnada yanımda bulunan ehl-i tarîk bir kardeşe sorduğu soruyu ve o ehl-i tarîk kardeşin verdiği cevabı hiç unutmuyorum:
Ateist genç “Neden namaz kılıyorsunuz ki? Bu şekilde günde beş defa eğilip-kalkmanın ne manası olabilir ki?” diye sormuştu. Verilen cevap da aslında şu zamanda Risale-i Nur’a neden bu derecede ihtiyaç olduğunun ve Nur Talebelerine bu zamanda neden bu derece çok görevler düştüğünün delili hükmünde idi.
Allah’a, Kur’ân’a ve Peygambere hatta imanın herhangi bir şartına itikadı olmayan birine verilebilecek talihsiz bir cevaptı maalesef:
“Çünkü Kur’ân’da Allah emretmiş..bak şu âyette geçiyor..” O genç, verilen cevaba sadece yarım ağız gülüp cevap dahi vermemişti.
Çünkü inanmadığı bir hususta delil getirmek bu zamanın insanına kâfi gelmiyor, ikna da etmiyor. Elbetteki Kur’ân’da emredilmiştir. Ama Kur’ân’ın hak olduğuna itikadı olmayan birisinin o kapıdan gönlüne giremezsiniz.
Halbuki konuya Üstad Hazretlerinin metodu ile Cenâb-ı Hakk’ın büyüklüğüne ve azametine vurgular yapılarak, asıl mana ve nazarlar sadece Allah’a yöneltilmiş olsa idi, belki de en güzel cevap verilmiş olacaktı.. Dokuzuncu sözü hatırlayalım.. İlk kısımlarda namazın mahiyeti ne de güzel anlatılır:
“Namazın mânâsı, Cenâb-ı Hakk’ı tesbih ve tâzim ve şükürdür. Yani, celâline karşı kavlen ve fiilen “Sübhânallah” deyip takdis etmek; hem, kemâline karşı lâfzen ve amelen “Allahu ekber” deyip tâzim etmek; hem, cemâline karşı kalben ve lisanen ve bedenen “Elhamdülillâh” deyip şükretmektir.”
Bu cümlenin daha iyi anlaşılması için şu üç kelimenin lügat manalarını da hatırlatalım:
Tâzim: Allah’ın sonsuz azamet ve büyüklüğünü dile getirme.
Tesbih: Allah’ı her türlü noksan ve kusurdan yüce tutarak şanına lâyık ifadelerle anma.
Şükür: Allah’ın (cc) nimetlerine karşı memnunluk göstermek. Allah’a teşekkür.
Evet, Risale-i Nur’daki bu kısmın sonrasında gelen cümleler de zaten mevzuya noktayı koyuyor:
“Demek, tesbih ve tekbir ve hamd, namazın çekirdekleri hükmündedirler. Ondandır ki, namazın harekât ve ezkârında (hareketler ve zikirler), bu üç şey her tarafında bulunuyorlar. Hem ondandır ki, namazdan sonra, namazın mânâsını tekid ve takviye (kuvvetlendirme ve destekleme) için, şu kelimât-ı mübareke, otuz üç defa tekrar edilir; namazın mânâsı şu mücmel hülâsalarla (özetlenmiş esaslarla) tekid edilir.”
Üstad Hazretleri dikkat ederseniz “Namazın mahiyetini” anlatırken nazarları Cenâb-ı Hakk’ın azametine, büyüklüğüne, O’nun noksan ve kusurlardan münezzeh oluşuna çekiyor dikkatleri. Bize ne derece merhamet ettiğine, sayısız nimetleri anbean verdiğine (nefes almak gibi..) ve tabiî bu kadar nimetlere karşı şükretmemizin bizim üzerimize bir vazife olduğunu hatırlatıyor. Yani sözün özü namazımıza O’nun (cc) değil, bizim ihtiyaç duyduğumuza. Bir insanlık vazifesi olduğuna. Bu anlattıklarımız daha dokuzuncu sözün giriş kısmının sadece küçük bir paragrafı.
Elbetteki namaz Allah’ın nass-ı Kur’ân ile kesin bir emridir. Ancak namazın bir mânâsı vardır. Amacı vardır. Akıllara şöyle bir soru gelebilir: “İyi de ateist olan birisi Allah’a da inanmadığı için böyle bir yöntem tesir eder mi?”
Teşbihte hata olmasın, daha toplamayı bilmeyen birisine yüksek matematiğin en karmaşık konuları izah edilemez. Toplama işlemi ile yüksek matematikin konuları arasında halledilmesi gereken bir çok konu vardır. O konular halledilmeden diğerlerini anlatmak o kişiyi sadece matematikten nefrete ve matematik içinde boğulmaya celbeder. İşte aynen böyle de, Allah’a inanmayan birisine namazın mahiyeti anlatılacaksa, nazarlar sadece ve sadece Cenâb-ı Hakk’a çevirilmelidir. Zaten namazın mahiyeti de bundan başkası değildir.
Risale-i Nur, bu asrın insanını yani imanını kaybetme çizgisinde olanları, imanını kaybetmiş olanları ve imanî noktada hasta olanları tam ikna edecek bir üslûp ve anlatım tarzı ile yazdırıldığından, onların ilâcını geçmiş zamanlardan değil ahirzamandan sunmak gerekir. Ebediyyen genç kalacak olan Kur’ân’ın bu asra bakan ilâçlarını keşfeden ve bizlere sunan elbetteki Risale-i Nurdur.
Yeni Asya - Akif Arslan (tıkla)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder